Aslında kulağa geldiği kadar basit bir konu Linux altında saat ayarı ama bilgisi olmayan insan içinde biraz kafa karıştırıcı. Az biraz konu ile ilgili gezindim google’da ve neticesinde birilerinin neyin neden böyle olduğuna değinme zahmetine girmesi gerektiğini düşünerek, üzerime vazife gibi ilgili dosyalardan ve komutlardan kısaca bahsetme gereği duydum. Başlıyorum;
Öncelikle mevcut saat ve tarihinizi date komutuyla öğrenebilirsiniz.
ramazan@debian:~$ date
Cts May 19 00:41:31 EEST 2012
gibi.
Ama burada olduğunuza göre bu görünen saat olması gereken saat değil. O zaman öncelikle BIOS’umuzda saat kaçı gösteriyor ona bir bakalım:
Dün Scribus 1.4 Duyurusu ile ilgili yazmış olduğum yazıya Adil bey’in GIMP ile CMYK olarak görüntü aktarma/kaydetme ile ilgili yazmış olduğu yorum üzerine ufak birkaç deneme ve kıyaslama yaparak bu konu üzerine yazmam gerektiğini düşündüm. Aslında amacım sadece yoruma yanıt vermekti fakat yanıt fazla uzun olacağı için yeni bir yazı yazmaya karar verdim. Herneyse sonradan da merak edecekler için konuyu biraz baştan alarak başlayayım. Bu yazının içeriği kısaca şu şekilde olacak:
+ GIMP’te görüntüleri CMYK’ya dönüştürmek için Separate+ eklentisinin kurulumu ve kullanımı
+ GIMP, CorelDRAW X4 ve Photoshop Cs4′ün CMYK’ya dönüştürme işlemlerinin karşılaştırması
Dün Debian e-posta listesinde bir kullanıcı silinen dosyalarını kurtarmak için hangi programı kullanacağını sormuştu. Ben de birçok Linux kullanıcısının ilk aklına gelen şeyi söyleyerek testdisk’i önerdim. Ardından e-posta listesine düşen bir diğer e-posta ile farklı bir öneri geldi ve Scalpel isimli bir veri kurtarma yazılımından da haberdar olmuş oldum böylece.
Bu yazıyı okumaya başlamadan önce Scalpel hakkında bilgi edinmek ve nasıl kullanıldığını öğrenmek için İrfan Gülkan’ın şu blog yazısını mutlaka okumanızı öneririm.
http://igulkan.blogspot.com/2011/10/gnulinux-ubuntu-ve-eos-altnta-scalpel.html
Scalpel’i bu yazı ile tanıdım ve hatta bu güzel anlatım sayesinde hemen denedim. Bugüne dek tüm veri kurtarma işlerim için sadece testdisk kullandım ve testdisk’in yapamadığını başka hiçbir yazılımın yapamadığına da şahit olmuşluğum çok olmuştur. Ama Scalpel’i öğrenip bu yazıyı okuyunca meraklandım, heyecanlandım. Ve gördüğünüz üzere hemen kısa bir karşılaştırma yaptım.
Yedi saatlik bir yolculuğu yeni tamamlamış olmam sebebiyle USB Belleğimde bolca silinmiş ve yeniden yeniden yazılmış dosya var. Bu bellek üzerinde iki programı da deneyeyim dedim. 4gb’lık bir USB Bellek üzerinde deneme yaptığımı belirterek izlenimlerimi sıralayayım:
Bilgisayarınıza herhangi bir Linux dağıtımı kurduğunuzda genelde Linux dağıtımınızın GRUB gibi bir önyükleyicisini tercih edersiz zira Windows önyükleyici Linux dağıtımları görmez. Ama eğer Linux dağıtımınızı kaldırmanız gerekirse o zaman önyükleyiciniz GRUB olarak kalacağından ötürü öncelikle bir Windows Cd’si alıp öncelikle önyükleyiciyi düzelmeniz gerekir.
Bugün şu adreste:
http://www.langturk.com/linux-isletim-sistemi-nasil-kaldirilir-mbr-fixmbr-grub-lilo/
Güzel bir yazı gördüm.
Yazı kısaca: MBR Fix isimli ufak bir yazılım indirip bu yazılım ile önyükleyiciyi cd gerekmeden nasıl yükleyebileceğiniz ile ilgili. Yukarıda verdiğim adreste gayet açık bir biçimde bu işlemi nasıl yapabileceğiniz anlatılıyor. Yazı 2008 Temmuz’da yazılmış. Aradan biraz zaman geçmiş tabi ki. Bu yüzden bu yazıya Windows 7 için bir ekleme ve indirme bağlantılarını buraya da eklemek istiyorum. MBR Fix isimli yazılımı indirebileceğiniz adresler:
1 - http://www.sysint.no/products/Download/tabid/536/language/nb-NO/Default.aspx
MBR Fix Kullanım Klavuzu (İngilizce): http://www.sysint.no/nedlasting/mbrfix.htm
Birkaç yazı önce Pardus 2011.2 Cervus elaphus’un biraz üzerine gitmek istediğimi yazmıştım. Yaklaşık 2 hafta kadar önce de hazır kafamı kaldıracak birkaç saat bulunca sarıldım Pardus’a ve bugün de bu süreç hakkında bir şeyler karalamak istedim.
Anlatacaklarımı kısaca maddelemek gerekirse:
Pardus kurulu durumda iken sistemden,
- KDE’nin kökünü kazımayı
- Sisteme Xfce yüklemeyi
- ve Pardus’ta SLiM Giriş Yöneticisinin Nasıl kullanılabileceğini (XDM’yi aracı olarak kullanmadan) anlatacağım.
Bu ana adımlar dışında ise bu esnada çıkabilecek oldukça olası mount sorunu ve Türkçe karakter sorunu gibi problemlerin nasıl çözülüp tertemiz bir Xfce ve Slim’li Pardus’a kavuşabileceğinizi anlatacağım.
Aşağıdaki duyurunun özgün adresi (ingilizce) şudur:
http://www.smashingmagazine.com/2012/01/21/open-call-for-international-communities/
Web / grafik tasarımcıları ve geliştiricileri ilgilendiren bu duyuruyu yayılması için Türkçeye çevirdim,
İlgili olduğunu düşündüğünüz sitelerde yazıyı yayınlamak için olduğu gibi kopyalayayıp alın lütfen..
Smashing Magazine olarak bizler, çeşitlilik ve paylaşımın büyük savunucularıyız. Dünya çapında, tasarımcıları ve geliştiricileri harekete geçirmeye; Smashing Magazine’i görüşlerini, fikirlerini ya da tekniklerini paylaşmak için kullanmaya teşvik etmekteyiz. Editörel sürecimiz oldukça gelişmiş olsa bile halen kullanıcılarımızın önerilerine son derece açık durumdayız. Hatta eğer bir yazarın söyleyecek bir sözü varsa onun düşüncelerini toparlaması, vurgularını güçlendirmesi ve daha etkin bir dil ile kendini ifade etmesi için ona yardım etmeye de çalışırız.
Bilindiği gibi, Smashing Magazine’in dili İngilizce’dir; makalelerimizde, yorumlarımızda, sosyal kanallarda kısacası heryerde İngilizce iletişim kurarız. İngilizce kullanan yaratıcı-profesyonel tasarımcıların web tasarım sahnesinde neler olup bittiğinin oldukça iyi bir özetine sahibiz. Ama iş İngilizce konuşmayan web tasarım topluluklarına geldiğinde oralarda neler olduğu hakkında hemen hiçbir fikrimiz yok… Sanki hiç varolmamışlar gibiler bizim için.
Geçtiğimiz yıl Avrupa’da birçok konferansa katılma fırsatım oldu. Bu ülkelerde neler olduğunu, sektörün nasıl geliştiğini ve daha da önemlisi çalışmalarında geliştirdikleri teknikleri ve hangi araçları nasıl kullandıklarını görmek istedim. Tüm bu küçük görüşmeler ve gündelik sohbetler esnasında; Çek Cumhuriyetindeki tasarımların yaratıcı enerjisinden, optimizasyon peşindeki Rus projelerinden, Norveç’te profesyonelliğe olan dikkatten ve İsveçlilerin bolca demokratik tasarım kültüründen çok etkilendim. Tüm bu insanlarla konuşmadan ve çalışmalarını görmeden önce, geliştirdikleri tüm bu fantastik projeler ve kullandıkları teknikler hakkında hiçbir fikrim yoktu.
Debian kullanıcıları için hazırlanmış olan ve şuraya tıklayarak görebileceğiniz duvar kağıdını uzun süredir kullanıyordum. Hatta Debian için yapılmış en iyi duvar kağıdı desem kendi adıma hiçte abartmış olmam. Ama bir süre sonra insan sürekli aynı duvar kağıdını kullanmaktan sıkılıyor haliyle. Ben de artık tembellik yapmayayım da en azından bir duvar kağıdı yapayım kendime dedim. Aynı duvar kağıdından etkilenmiş olacağım ki aşağıdaki gibi bir çalışma yaptım kendime.
Duvar kağıdı 1280×800 boyutlarında. Ve açıkcası öyle çok popüler olsun, herkesin kullansın gibi bir amacım olmadığından farklı farklı ebatlarda da ekleme gereği duymuyorum. Fakat siz eğer ki 4:3 gibi bir orana çevireyim ya da şöyle olsa daha iyi olurdu derseniz aşağıya GIMP XCF formatındaki çalışma dosyasını da ekliyorum.
Scribus 1.4 nihayet geldi. Bir önceki kararlı sürümün (1.3) başlangıcında tarihler 2006 yılını gösteriyordu, şuan hemen hemen tüm dağıtımların depolarında bulunan kararlı sürüm serisi 1.3.3 2008 yılında yayınlanmaya başlanmış ve 2010 yılından bugüne dek kullanılan kararlı sürüm ise 1.3.3.14 olmuştu.
Geliştiricilerinin söylediğine göre 4 yıl süren yoğun bir çalışmanın ardından Scribus 1.4 yeni yılın ilk günü yani 01.01.2012′de duyurdu.
Öncelikle Scribus kullanıcılarına şunu belirtmekte fayda var:
Eğer mütemadiyen Scribus kullanmaktaysanız, Scribus’un önceki sürümlerinde kaydettiğiniz çalışmaları bu yeni Scribus ile açtığınızda dikkatli olmalısınız. Scribus sürüm değiştirdikçe çalışma dosyalarınız arasında uyumsuzluk sorunları yaşatabilmekte. Bu yüzden örneğin tek bir dosya üzerinde birkaç kişi ortak çalışıyorsanız herkesin aynı Scribus sürümünü kullandığından emin olmalısınız. En basitinden 1.4′te kaydedilmiş bir dosyayı 1.3.3 sürümlerde açamazsınız.
Scribus 1.4 ile Gelen Yenilikler
Son güncel sürüm olan 1.3.3.14 ile 1.4 arasındaki farklardan başlayarak yeni Scribus’un önemli değişikliklerine bir göz atalım.
Daha önce XFCE için Slim ve Xdm’nin Mount ve Reboot/Shutdown Sorunları isimli bir yazı yazmıştım. Burada XFCE’yi yükledikten sonra bilgisayarınızın kapatma, bölümlemeleri bağlama gibi konularda yetki sorunları oluştuğunda bunları nasıl çözebileceğimiz ile ilgili önerilerde bulunmuştum. Bahsettiğim yazı sistem izinlerini elle düzenlememiz ile ilgiliydi. Burada ise aynı sorunları paketlerle Pardus, Debian, Arch örnekleri ile birlikte diğer dağıtımlarda nasıl çözebileceğimize bakacağız.
Bir masaüstü ortamı kullandığınızda Gnome hariç hemen hepsinde başlangıç olarak diğer masaüstü ortamlarına ait paketleri de kullanmak zorunda kalabilirsiniz. KDE’de (Örneğin Pardus) diyelim ki lüzumu görülen bir paketin Gnome bağımlılığı varsa orada da Gnome paketleri kurar, kullanırsınız. XFCE’de de aynı durum geçerli ve bu sorunda masaüstü ortamımızda bulunmayan bir paketten ileri gelmekte.
PolicyKit nedir?
PolicyKit kabaca çoklu kullanıcılı Unix sistemlerde uygulama düzeyinde bir işlem için kullanıcılara izinler tanımlanmasına olanak tanıyan bir ‘framework’tür. Hatta daha da kabalaşmam gerekirse sisteminizdeki kullanıcı izinleri belirleyen dosyaların genel adıdır.
Bu yılın başında (20 Ocak 2001) Pardus 2011 Hasankeyf çıktığında yüzeysel gözlemlerinden oluşan bir yazı yazmıştım şurada. 2011 biterken ise (19 Eylül 2011) Pardus iki ara sürüm sunarak şuan Pardus 2011.2 Cervus elaphus’u dağıtmakta.
Pardus başından beri kullanmaktan haz almadığım bir dağıtım oldu hep. Bunun Pardus topluluklarından başlayıp KDE’ye karşı bir türlü değişmeyen sevgisizliğime varan birçok sebebi var. Fakat yine de çok zaman kendime hakim olup “duygusal” sebepleri bir yana bırakarak “kendimce” teknik olarak bana ne kadar hitap ettiğini sorguladım hemen her yeni sürümde. Evet, bu sürümde benim için değişen bir şeyler oldu ve yeniden blog’umda Pardus’a bir yer vermeye karar verdim.
Pardus’un son günlerde dikkatimi çekmesinin sebebi özellikle Ali Işıngör‘ün TeknoKedi isimli bir sitedeki ”TÜBİTAK’tan haberler iyi değil…” isimli Gizem Belen‘in yazısı ile ilgili yaptığı şu yorumu oldu. Yoksa ArchBang bile Debian+Xfce sevgimi yok edememişken Pardus’u yeniden kurup kurcalamak gibi bir heyecan duymuyordum.